25 Nisan 2013 Perşembe

Başkan Bababımızın Sonbaharı


Gabriel Garcia MARQUEZ
Can Yayınları
8.Baskı
255 sayfa

Yazarın en zor okuduğum kitabı diyebilirim.  Bu kitabı okumama  kitabın arka kapağında yer alan tanıtım metni sebep oldu.
"Gabriel Garcia Marquez, ayakları gerçeklik toprağına basan bu romanda, evrensel bir diktatör portresi çizerken, ezenle ezilen arasındaki ilişkinin karmaşıklığını da gözler önüne seriyor.  Başkan Babamızın Sonbaharı, Yüzyıllık Yalnızlık ve Kolera Günlerinde Aşk'la birlikte Garcia Marquez'in başyapıtlarından biri"
Bu metine katılmam mümkün değil .  Tamamen hayali bir diktatör portresi var romanda,  gerçeklikle bağdaşması imkansız.  Bu eseri Yüzyıllık Yalnızlık ile mukayese etmenin de hiç iyi bir fikir olmadığını düşünüyorum. 
Kitabı bitirmeyi başaramadım desem sanırım kitaba bakışım daha iyi anlaşılır.  Okumak bana sadece vakit kaybettirdi.

19 Nisan 2013 Cuma

Albaya Kimseden Mektup Yok


Yazar Gabriel Garcia MARQUEZ
Cem Yayınevi
1982 baskısı
152 sayfa

Bir devrimci-emekli albay'ın emekli maaşının bağlanmasına ilişkin mektup beklentisi üzerinden kurgulanmış roman.
Benim okuduğum çeviri Beril EYUBOĞLU'na ait ve kitabı ikinci elden alarak okudum.

16 Nisan 2013 Salı

Devlet Ana



Yazar Kemal TAHİR
Tekin Yayınevi
14.Baskı
610 sayfa


Çok, çok, ama çok güzel bir kitap.  Okumak için çok geç kalmışım.  Ortaöğretim çağında okunması gereken, Osmanlı İmparatorluğunun kuruluş dönemini anlatan bir roman.  Çocuklarınıza mutlaka okutun.  Hala okumadıysanız siz de mutlaka okuyun.
Bu kitap üzerinden söylemek istediğim şeyler de var aslında; bizim nasıl bir eğitim sistemimiz var ki üniversite bitirmiş birinin okul hayatı boyunca böyle bir kitaptan hiç haberi olmuyor.  Bizim neslimizde okumaya çalışan herkesin anne-babasının eğitim düzeyi onlara rehberlik edecek düzeyde değildi.  Ama Türkçe/Edebiyat öğretmenleri ve hatta tarih öğretmenleri niye bu tür kitaplardan hiç bahsetmediler bize.  Bunun bahanesi olamaz bence.  Evet; bu beni yetiştiren öğretmenlere, öğretmenlerime sitemimdir. 
Bu kadar sığ bir eğitim sisteminin içinde yetişip, el yordamıyla yol bulmaya çalışan insanların kendilerini yetiştirmeleri çok zor oluyor.  Daha doğrusu olmuyor, çünkü hep bir şeyler eksik kalıyor.  Şu anda bazı arkadaşlarım beni "hâlâ roman okuduğum" için  eleştiriyorlar.  Ama ben bunları okumadım.  Ne yapayım yani zamanında okumadım diye bu kitapları hiç mi okumayayım?  Bumudur doğru olan?  Tamam, artık benim çalışma alanıma, uzmanlaşmaya çalıştığım alana yönelik eserlerle haşır neşir olmam gerekir.   Ancak bu edebiyattan tamamen kopmamı mı gerektiriyor?  O zaman edebi eserler sadece çocuklar ve edebiyatçılar için mi kaleme alınıyor?  Tabii ki bu sorunun doğru cevabı, hayır.  Daha çok okuyarak, okumaya daha çok zaman ayırarak belki bunu aşabilirim ama amalar o kadar çok ki, her şeyi her sorunu zamanında çözmek gerekiyor.