18 Temmuz 2014 Cuma

Hayvan Çiftliği



George ORWELL
Can Yayınları
38.Baskı
152 sayfa

Bazı yönleri ile 1984'e çok benzeyen bir kitap. Kısa, sürükleyici, hoş bir hikaye.  Bir çiftlik üzerinden diktatörlüklere ve diktatörlere ama özellikle de Stalin'e gönderme yapılarak olayların hikaye edildiği farklı bir çalışma.
Çok methini duymuştum. Yazarın okuduğum ikinci kitabı.

16 Temmuz 2014 Çarşamba

1984



George ORWELL
Can Yayınları
44.Baskı
350 sayfa

Kitap, 1949 yılında yazılmış geleceğe dönük bir kabus öngörüsü. İNGSOS denilen İngiliz sosyalizminin hüküm sürdüğü Londra'da geçiyor.    Öngördüğü sisteme ilişkin çok detaylı tanımlamalar var.  Hikaye ilginç başlıyor ancak ilerledikçe sıkıcı bir hâl alıyor.  Yazarın okuduğum ilk kitabı.Bir klasik, bir kült roman kabul ediliyor ancak ben sevmedim.

19 Haziran 2014 Perşembe

Nazar



Reha ÇAMUROĞLU
Everest Yayınları
1.Baskı
191 Sayfa

Bir cadı avı hikayesi.  İlginç.  Yazar dili yine çok güzel kullanmış.  Bizim kültürümüze tamamen yabancı bir olgu üzerine kurgulanmış bir roman.

"İliklerine kadar korkutulmuş, bu korkuyla tir tir titreyen sürülerinizin, birden başlarını okşamaya başladığınızda, elbette amacınıza vardıktan sonra, şefkatin özellikle de hiddetten sonra gelen ani şefkatin nasıl da hızlı bir sevgiye dönüştüğünü hayretle görecek ve işe sevgiyle başlamadığınıza dua edeceksiniz."

15 Haziran 2014 Pazar

Puslu Kıtalar Atlası



İhsan Oktay ANAR
İletişim Yayınları
49.Baskı
238 Sayfa

Yazarın okuduğum ilk kitabı.  Hem kitabın, hem de yazarın adını uzun zamandır duyuyordum ama bu güne kadar okumak kısmet olmamıştı.  Kitap ilk önce garip geldi, pek sarıp sarmalamadı beni ancak sayfalar ilerledikçe kitaba da yazarın üslubuna da ısındım. 
Hikaye uç noktalarda geziyor ama bağlantılar güzel, anlatım tarzı hoş, sadece dil biraz ağır gelebilir bazılarına. 

5 Mayıs 2014 Pazartesi

24 Nisan 2014 Perşembe

Kuyucaklı Yusuf



Sabahattin Ali
Yapı Kredi Yayınları
58.Baskı
215 sayfa

Güzel bir dönem romanı.  Dönemin gerçeklerinden uzak bu günden geçmişe uzanan değerlendirmeler çok gerçekçi olmuyor.  Dönemin gerçeklerini bilmek gerek. 
Bu romanı okuduktan sonra sanırım "eşraf" kelimesi bir süre itici gelecek bana.

12 Nisan 2014 Cumartesi

Kürk Mantolu Madonna



Sabahattin Ali
Yapı Kredi Yayınları
62.Baskı
160 sayfa



Sabahattin Ali'nin okuduğum ilk romanı.  Daha önce şiirlerinin derlendiği bir kitabı okumuştum.
Daha çok öyküleriyle tanınan Sabahattin Ali hazin sonu nedeniyle ilgimi çekmişti.  Aslında ilk "Aldırma Gönül" dizeleriyle.
Bu kitap ta; uzun zamandır aklımda olan okunası kitaplar arasında yer alan bir eserdi.
İlginç psikolojik çözümlemeler içeren, hoş bir kitap.  Yalnızlığın, yalnızlaşmaya iten nedenlerin, yalnızlaşmayı tercih etmenin bir hayat hikayesinde somutlaştırılarak anlatıldığı güzel bir roman.

15 Şubat 2014 Cumartesi

Geyikli Park

Sunay AKIN
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
2.Baskı
254 sayfa

 

3 Şubat 2014 Pazartesi

Nar Ağacı


Nazan BEKİROĞLU
Timaş Yayınları
9.Baskı
533 sayfa

Okudukça okumak istediğim, okurken; zaman içinde kaybolduğum, zaman zaman ağlamaklı, zaman zaman tebessüm ettiğim, diline hayran olduğum bir kitap.  Dram var, macera var, aşk var, gurbet var, savaş var, sefalet var, tarih var, edebiyat var. Mutlaka okunmalı derim.
Settarhan ve Zehra'nın hikayeleri, seyahatname tadında bir roman.
Daha önce de bir kitabını (Nun Masalları) okumuştum yazarın ve o kitapta da çok keyif aldığım bölümler olmuştu ancak kitabı okurken çok sıkıldığım bölümler de az değildi.
Bir arkadaşımın tavsiyesi ile okudum bu kitabı. 
Var olasın, sağ olasın.

14 Ocak 2014 Salı

Ustam ve Ben


Elif ŞAFAK
Doğan Kitap
1.Baskı
472 sayfa

Bir filbaz romanın kahramanı. Sultan Süleyman'ın kızına aşık bir filbaz.  Mimar Sinan'ın kalfası bir filbaz. Hintli bir filbaz: Cihan. Beyaz bir fil; Hindistan Şahının Sultan Süleyman'a hediyesi. Beyaz bir fil; Cihan'ın sırdaşı, yoldaşı, can dostu. Beyaz bir fil; Sinan'ın inşaatlarının amelesi. Beyaz bir fil; Osmanlı ordusunun savaşçısı.
Hikaye etkileyici mi derseniz, İskender ile mukayese bile edilemez kanaatindeyim.  Ha keza Aşk'ın yanından bile geçemez. 
Yazar kitabın sonunda ifade etmiş zaten; bu bir roman.  Her ne kadar kahramanlarının çoğunu tarih sahnesinde hayat bulmuş gerçek şahsiyetlerden seçmiş olsa da.  Kahramanların ortaya çıkışları yada sahneden çekilişleri her zaman kronolojik gerçeklikle örtüşmüyor.  Bu da zaten kurgulayanın hükümranlık alanı.
Bu arada; Türk bir yazarın İngilizce yazıp ta sonradan Türkçe'ye çevrilmiş bir eserini okumak rahatsızlık veriyor.  Hoşlanmıyorum bu duygudan.  Niye diye düşünmeden yapamıyorum. Niye bir yazar bir çok eserini çocukken hazmederek, yavaş yavaş, bir imbikten geçirerek, keyfine vararak öğrendiği ana dilinde değil de yabancı bir dilde yazar.  Her halde kendisini bu dille daha iyi ifade ettiğini düşündüğü için olsa gerek diye düşünüyorum.  Nasıl oluyorsa.  Adı üzerinde: YABANCI dil.